
Madagaskar’ın enerji altyapısı ve elektrifikasyon sorununa çözüm arayışları kapsamında geliştirilen, baobab ağacından esinlenilmiş yüzen hidroelektrik santrali konsepti “Baobab Şelalesi” (Baobab Waterfall) kamuoyuna duyuruldu. Mimar Ahmad Eghtesad, Mohammad Aghaei ve Nastaran Fazeli’den oluşan bir ekip tarafından tasarlanan proje, deniz ve fütüristik çevre senaryolarına yönelik çalışmaları destekleyen Jacques Rougerie Vakfı yarışmasına sunuldu.
DOĞAL SEMBOL ALTYAPIYA DÖNÜŞÜYOR
Tasarımda, dünyadaki sekiz baobab türünden altısına ev sahipliği yapan Madagaskar’ın bu doğal simgesi temel alındı. Projenin merkezindeki “gövde” bölümü; idari birimler, sosyalleşme alanları, şeffaf seralar ve eğitim mekanlarını barındıracak şekilde planlandı. Ağacın üst kısmını temsil eden geniş “kanopi” yapısı ise merkezin korumasını ve görsel mimarisini oluşturuyor.
NEHİR YERİN OKYANUS SUYU KULLANILACAK
Geleneksel nehir tipi hidroelektrik santrallerinden farklı olarak, kıyı şeridine kurulacak dairesel yapay bir ada üzerinde yükselen proje, okyanus suyunu kullanıyor. Sistem, okyanus yüzeyinden aşağıya doğru kesintisiz akacak yapay şelaleler oluşturarak, su kütlelerini yüzeyin altına yerleştirilen türbinlere yönlendirmek ve bu sayede nehir barajlarına ihtiyaç duymadan elektrik üretmek üzere tasarlandı.
ÇOK İŞLEVLİ BİR YAPISI VAR
Geliştirilen konsepte göre Baobab Şelalesi yalnızca bir enerji santrali değil, çok işlevli bir merkez olarak kurgulandı. Yapı içerisinde; temiz enerji üretiminin yanı sıra gıda üretimi amaçlı tarımsal faaliyetler, mesleki eğitim yoluyla sosyal rehabilitasyon programları ve ilerleyen aşamalarda uluslararası bir yeşil enerji turizm merkezine dönüşüm adımları yer alıyor.