Sessiz Görme Kaybı: Sarı Nokta Hastalığının Belirtilerine Dikkat

Sessiz Görme Kaybı: Sarı Nokta Hastalığının Belirtilerine Dikkat

50 yaş ve üzerindeki bireylerde sıklıkla görülen sarı nokta hastalığı, gözün arka kısmında yer alan retina tabakasının merkezinde bulunan makula bölgesini etkileyen ilerleyici bir rahatsızlıktır. Bu hastalığın adının “sarı nokta” olmasının sebebi, makula bölgesinin yüksek ışık maruziyetine karşı korunmak amacıyla bol miktarda lutein ve zeaksantin adlı sarı pigmentleri içermesidir. Makula, okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve ince detayları ayırt etme gibi merkezi görme görevlerinden sorumludur. Bu bölgenin zarar görmesi durumunda, merkezi görmede bulanıklık, şekillerde bozulma veya görme kaybı gibi problemler ortaya çıkabilir. İlk aşamalarda belirtiler genellikle tek gözde görülürken, hastalık ilerledikçe her iki gözü de etkileyerek günlük yaşamı olumsuz yönde etkiler.

Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, hastalığın ilerlemesiyle birlikte merkezi görme kaybının belirginleştiğini vurgulayarak, “Bu durumda hastalar okuma, yazma, araç kullanma, yüzleri tanıma ve düz çizgileri görme gibi aktivitelerde zorluk yaşamaktadır. Hastalık ileri evrelerde körlüğe yol açmasa da, güvenli yürümeyi zorlaştırarak düşme riskini artırmaktadır. Ayrıca, görme kaybı sosyal izolasyon, depresyon ve bağımsız aktivitelerde azalma gibi durumlara neden olarak yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir,” ifadelerini kullanıyor.

Görme yetisinde hızla azalma mümkün Sarı nokta hastalığı, temel olarak iki ana tipe ayrılmaktadır: kuru tip ve yaş tip. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, “Kuru tip, hastaların büyük çoğunluğunda görülen bir formdur. Bu tipte, retina altında zamanla biriken drusen adı verilen birikintiler ve buna eşlik eden hücre kaybı nedeniyle görme yetisi yavaşça azalır. İleri evrelerinde coğrafik atrofi adı verilen tablo gelişebilir; bu durumda retina hücrelerinde belirgin kayıplar yaşanır ve görme kalitesi düşer,” demektedir. “Yaş tip ise daha nadir görülmesine rağmen, görme kaybının en sık sebebi olarak öne çıkmaktadır. Bu türde, retina altında anormal ve kırılgan yeni damarların gelişmesi, sıvı veya kan sızdırarak makulanın yapısını bozmasına ve görmenin hızlı şekilde azalmasına yol açabilir. Erken tanı ve zamanında tedavi, yaş tip sarı nokta hastalığında görme kaybının önlenmesi açısından hayati öneme sahiptir,” diye ekliyor.

Sarı nokta hastalığı için risk faktörleri İlerleyen yaş, sarı nokta hastalığının en önemli risk faktörlerinden biridir. Hastalığın görülme sıklığı, özellikle 55 yaşından sonra belirgin şekilde artmaktadır. Sigara kullanımı, hipertansiyon, diyabet ve kardiyovasküler hastalıklar da sarı nokta hastalığının gelişme riskini önemli ölçüde artıran faktörler arasında yer almaktadır. Güncel araştırmalar, sigara içmenin bu riski yaklaşık iki kat artırdığını göstermektedir. Ayrıca, aile öyküsü ve bazı genetik varyasyonlar da önemli risk faktörleri olarak kabul edilmektedir. Prof. Dr. Özlem Şahin, “Obezite, fiziksel hareketsizlik, sağlıksız beslenme ve düşük antioksidan alımı gibi unsurların da bu hastalığın gelişimine katkıda bulunabileceği düşünülmektedir; ancak bu konudaki bulgular literatürde henüz tutarsızlık göstermektedir,” ifadelerini kullanıyor.

Bu belirtilere dikkat edin Sarı nokta hastalığı, erken evrelerde genellikle belirti vermemekte veya hafif belirtiler göstermektedir. Bu nedenle hastalar, yaşlılığa bağlı sorunlar yaşadıklarını düşünebilir. Ancak hastalık ilerledikçe merkezi görmede bozulmalar başlayabilir. Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Özlem Şahin, belirtilerden herhangi birinin ortaya çıkması durumunda zaman kaybetmeksizin bir göz hekimine başvurulması gerektiğinin altını çizmektedir.

Author: Ayşe Kaya