ABD ve İran arasında sağlanan iki haftalık ateşkesin ardından, Tahran Hürmüz Boğazı’nı geçici olarak yeniden açmayı kabul etti. Ancak, İsrail’in bu süreçteki olası sabotaj faaliyetleri, uluslararası kamuoyunda tedirginlik yarattı. Çin ve Pakistan ise, bu tür bir nükleer gerilime karşı hazırlıklı olduklarını ifade ettiler.
Hakan Kaplan tarafından 8 Nisan 2026 tarihinde bildirilen gelişmelere göre, ABD Başkanı Donald Trump, ateşkesin koşullarını belirlemeden bir saat önce anlaşmanın tamamlandığını duyurdu. İran, kalıcı bir ateşkes için 10 maddelik bir plan sundu. Bu plan, Hürmüz Boğazı’nda yeni bir düzen kurulması, İran’ın müttefiklerine yönelik saldırıların durdurulması ve ABD’nin Orta Doğu’dan çekilmesi gibi önemli unsurları içeriyor.
Ateşkes sonrası İsrail’in olası ihlalleri endişeleri artırırken, bölgedeki dengelerin hassasiyeti dikkat çekiyor. Türk asıllı Amerikalı gazeteci Cenk Uygur, The Young Turks (TYT) programında yaptığı açıklamada, Çin ve Pakistan’ın bir olumsuzluk durumunda karşılık vereceğini öne sürdü.
Uygur, Trump’ın başkanlık döneminde Joe Biden ve Kamala Harris’in ABD’yi savaşa sürükleme ihtimalinden duyduğu endişeyi dile getirirken, kendi politikalarının da savaşlara zemin hazırladığını iddia etti. Uygur, “Dış politikası bir felaketti. Ortadoğu’daki savaşlara karşı olduğunu söylemişti, şimdi durum tam tersi” ifadelerini kullandı.
Eski başkan Trump’a yönelik eleştirilerini sürdürerek Netanyahu ile olan ilişkisini sert bir dille değerlendiren Uygur, “Bir nükleer felaketin eşiğindeyiz çünkü görevde bu ‘babun’ var. Sürekli ‘Ah Bibi seni nasıl mutlu edebilirim?’ diye soruyor. Bu durumu kabul edemiyorum” şeklinde konuştu.
Ayrıca, Rusya’nın Ukrayna savaşında kaynaklarını tükettiğini, ABD’nin ise Ortadoğu’daki yüksek maliyetler nedeniyle zorlandığını belirten Uygur, bu süreçten en çok kazanan ülkenin Çin olduğunu vurguladı. Uygur, “Günde 1 ila 2 milyar dolar harcıyoruz. Hem Rusya hem de ABD kendini tüketiyor, Çin ise buna gülerek bakıyor” diye ekledi.
Son olarak, Uygur, ABD yönetimine yönelik eleştirilerinde, ülkenin başına dürüst bir liderin gelmesi gerektiğini dile getirdi.