İklim değişikliği neticesinde meydana gelen sıcaklık ve nem dalgalanmaları, bitki hastalıklarının yayılımını etkilerken, çevre ile insan sağlığına duyarlı yeni nesil biyopestisitler (biyolojik kökenli mücadele ürünleri) tarımsal mücadelede önemli bir rol oynamaya başlıyor. Tekirdağ’da gerçekleştirilen bir sempozyuma katılmak amacıyla kente gelen İngiltere’nin Worcester Üniversitesi Moleküler Bitki ve Mikrobiyal Biyoloji Profesörü Mahmut Tör, iklim değişikliğinin bitki hastalıklarının yayılışını ve bitkilerin bu hastalıklara karşı direnç seviyesini etkilediğini belirtti.
Sıcaklık ve nemdeki değişikliklerin bazı hastalık etmenlerinin daha önce görülmediği bölgelerde belirmesine, bazılarının ise etkisini kaybetmesine neden olabileceğini ifade eden Tör, bu durumun bitki ıslahı çalışmalarını da güçleştirdiğine dikkat çekti.
Hızla değişen iklim koşulları yüzünden hastalıklara dayanıklı olarak geliştirilen bitki çeşitlerinin zamanla hassas hale gelebileceğini vurgulayan Tör, “Hızlı bir şekilde iklim değişikliği nedeniyle dayanıklı olarak ürettiğiniz bitkiler aniden hassas hale gelebiliyor. Bir patojene karşı dirençli olan bir bitki, başka bir patojene karşı hemen savunmasız kalabiliyor.” diye konuştu.
YENİ NESİL BİYOPESTİSİTLER ÖNE ÇIKACAK
Bitki hastalıklarıyla mücadelede çevreye ve insan sağlığına daha fazla önem veren yöntemlere ihtiyaç olduğunu belirten Tör, yeni nesil biyopestisitlerin (biyolojik kökenli mücadele ürünleri) bu bağlamda önemli bir alternatif sunacağını ifade etti. Geleneksel yöntemlere alternatif olarak geliştirilen biyopestisitlerin, hastalık etmenlerini hedef alırken tarımsal ürünlerde kalıntı bırakmamasının amaçlandığını dile getiren Tör, şöyle devam etti:
“Yeni nesil biyopestisitler adını verdiğimiz moleküler düzeyde etki edebilen ve kalıntı bırakmayan pestisitleri bekliyoruz; meyvelerde ve sebzelerde iz bırakmayan, insan sağlığına ve çevresel koşullara uygun olanlar.”
Tör, gelecekte bitki hastalıklarıyla mücadelenin sadece faydalı mikroorganizmalarla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda bu canlıların ürettiği doğal bileşiklerin de kullanılacağını belirtti. Mikroorganizmaların ürettiği metabolitler, antimikrobiyal bileşikler, peptitler ve RNA’ların yeni nesil biyopestisitlerin geliştirilmesinde kritik öneme sahip olacağını ifade eden Tör, bu bileşiklerin hastalık etmenlerinin kontrol altına alınmasına yardımcı olabileceğini kaydetti.
Araştırmalarda mikroorganizmaların çeşitli özelliklerinin incelenmesi gerektiğine dikkat çeken Tör, bu alandaki çalışmaların bitki hastalıklarının kontrolü için yeni stratejilerin geliştirilmesine olanak tanıyacağını söyledi.
TÜRKİYE BİTKİ ÇEŞİTLİLİĞİYLE ARAŞTIRMALARA FIRSAT SUNUYOR
Tör, Türkiye’nin birçok bitki türünün ana vatanı veya genetik çeşitlilik merkezi olmasının araştırmacılara geniş kapsamlı çalışma imkanı sunduğunu aktardı. Türkiye’de sebze ve meyveler başta olmak üzere pek çok kültür bitkisinin yetiştirildiğini belirten Tör, farklı bitki türleri ile üretim şartlarının bitki hastalıklarına karşı yeni mücadele yöntemlerinin geliştirilmesine katkıda bulunabileceğini ifade etti.