ABD’nin Türkiye’ye uygulayacağı yüzde 12,5’lik ilave gümrük vergisi kesinleşirken, Bangladeş, Kamboçya, Endonezya ve Malezya’ya tanınan vergisiz tarife kontenjanı Türkiye’ye verilmedi. Böylece Türk tekstil ve hazır giyim üreticileri ABD pazarında hem ek vergi yüküyle karşı karşıya kaldı hem de başlıca rakiplerine kıyasla önemli bir rekabet dezavantajı yaşadı.
Ekonomim’de yer alan habere göre, ABD’nin Section 301 soruşturması sonuçlandı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın 23 Temmuz’da imzaladığı nihai kararnameyle Türkiye için yüzde 12,5 oranındaki ilave gümrük vergisi resmen yürürlüğe girdi. Ancak kararın en dikkat çekici yönü yalnızca ek vergi olmadı. Nihai düzenlemeyle Bangladeş, Kamboçya, Endonezya ve Malezya’ya tekstil ve hazır giyim ürünlerinde vergisiz tarife kontenjanı tanınırken, Hindistan yüzde 10’luk vergi diliminde kaldı. Türkiye ise her iki uygulamanın da dışında bırakıldı. 25 Temmuz itibarıyla başlayan yeni dönemde Türk ihracatçıları hem ilave vergi ödeyecek hem de rakip ülkelerin elde ettiği önemli ticari avantajdan yararlanamayacak.
İLAVE TARİFE UYGULANACAK
Haziran ayında yayımlanan taslak kararda, tekstil ve hazır giyim ürünleri için bazı ülkelere tarife kontenjanı tanınabileceği belirtilmişti. Bu nedenle sektör, Türkiye’nin de bu kapsamda değerlendirileceği beklentisini taşıyordu. Ancak 23 Temmuz’da yayımlanan nihai Başkanlık Memorandumu bu beklentiyi boşa çıkardı. Kararda tarife kontenjanından yararlanacak ülkeler tek tek sıralandı. Buna göre yalnızca Bangladeş, Kamboçya, Endonezya ve Malezya tekstil ve hazır giyim ürünlerinde tarife kontenjanı hakkı elde etti. Bu ülkeler belirlenen kota sınırına kadar ABD’ye gerçekleştirecekleri ihracatta Section 301 vergisinden muaf olacak. Kota aşıldığında ise ilgili ülke için belirlenen ilave tarife uygulanacak. Türkiye ise bu sistemin tamamen dışında bırakıldı.
TÜRK İHRACATÇISINA DOĞRUDAN VERGİ
Kararın ardından Türkiye’den ABD’ye ihraç edilen tekstil ve hazır giyim ürünleri için herhangi bir kota ya da vergisiz ihracat imkânı bulunmayacak. Türk üreticileri ABD pazarına gönderdikleri ürünlerde doğrudan yüzde 12,5 oranındaki ilave Section 301 vergisini ödeyecek. Bu durum, özellikle aynı alıcılara satış yapan Bangladeş, Endonezya, Kamboçya ve Malezya gibi ülkelerin belirli ihracat hacmine kadar vergisiz satış yapabilecek olması nedeniyle rekabet şartlarını Türkiye aleyhine değiştirebilecek.
ABD Ticaret Temsilciliği (USTR), 60 ekonomi hakkında yürüttüğü soruşturma kapsamında ülkeleri üç ayrı kategoriye ayırdı. İlk grupta zorla çalıştırılarak üretilen ürünlerin ithalatını etkin biçimde engellediği değerlendirilen ülkeler yer aldı ve bu ülkelere yüzde 10 ilave vergi uygulanmasına karar verildi. İkinci grupta ABD ile farklı ticaret düzenlemelerine sahip ekonomiler bulunurken, Türkiye üçüncü grupta yer aldı. Bu gruptaki ülkelere yüzde 12,5 oranında ilave Section 301 vergisi uygulanacak.
ABD yönetimi, Türkiye’nin zorla çalıştırılarak üretilen malların ithalatını yasaklayan veya bunu etkin şekilde uygulayan yeterli bir sisteme sahip olmadığı değerlendirmesinde bulundu. USTR, temmuz ayında tamamlanan süreçte bin 600’den fazla yazılı görüş aldığını ve 100’ün üzerinde tanığı dinlediğini açıklarken, kamuya açık kayıtlarda Türkiye’nin ilave vergiye karşı resmi bir yazılı savunma sunduğuna ya da duruşmalarda resmi temsilci aracılığıyla görüş bildirdiğine ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığını duyurdu. USTR, yalnızca 45’ten fazla ülke hükümetiyle istişare gerçekleştirildiğini açıklarken, bu temasların hangi ülkeleri kapsadığına ilişkin ayrıntıları paylaşmadı.
HAZIR GİYİMDE DENGELER DEĞİŞEBİLİR
Türkiye, son yıllarda Avrupa pazarındaki daralma nedeniyle ABD’yi alternatif ve stratejik bir ihracat pazarı olarak öne çıkarmaya çalışıyordu. Türk hazır giyim üreticileri; kısa teslim süreleri, yüksek üretim kalitesi ve esnek koleksiyon hazırlama kabiliyetleri sayesinde özellikle orta ve üst segment markalara tedarik sağlıyor. Ancak yüzde 12,5’lik ilave vergi, fiyat rekabetinin belirleyici olduğu siparişlerde Türk üreticilerinin elini önemli ölçüde zayıflatabilir.
Buna karşılık Bangladeş ve Kamboçya gibi düşük maliyetli üretim merkezlerinin hem işçilik avantajına sahip olması hem de belirli ihracat hacmine kadar ilave vergiden muaf tutulması, uluslararası alıcıların siparişlerini bu ülkelere yönlendirebilecek önemli bir unsur olarak değerlendiriliyor.
Son üç yıldır yükselen üretim maliyetleri nedeniyle faaliyetlerinin bir bölümünü Mısır’a taşıyan Türk hazır giyim firmaları açısından da bu kararın yeni yatırım ve üretim planlarını yeniden şekillendirebileceği belirtiliyor.
AYRINTILAR HENÜZ NETLEŞMEDİ
Karar yürürlüğe girmiş olsa da uygulamaya ilişkin teknik ayrıntılar henüz netleşmiş değil. USTR’nin hangi ürünlerin istisna kapsamına alınacağına, tarife kontenjanlarının hangi ürünleri kapsayacağına ve kota miktarlarına ilişkin Federal Register düzenlemelerini önümüzdeki süreçte yayımlaması bekleniyor. Başkanlık Memorandumu ayrıca USTR’ye tarifeleri, muafiyetleri ve tarife kontenjanlarını ilerleyen dönemlerde değiştirme veya tamamen kaldırma yetkisi de veriyor. Bu nedenle sektör temsilcileri, kararın gerçek etkisinin ikincil düzenlemelerin yayımlanmasının ardından daha net ortaya çıkacağını ifade ediyor.
4 ÜLKEYE TARİFE KONTENJANI
ABD, Avrupa Birliği’nin ardından Türkiye’nin tekstil ve hazır giyim ihracatındaki en önemli yüksek katma değerli pazarlardan biri olmayı sürdürüyor. Yıllık 100 milyar doların üzerinde hazır giyim ithalatıyla dünyanın en büyük ikinci pazarı konumundaki ABD’de, özellikle teknik tekstiller, denim, örme giyim, ev tekstili ve markalı üretim alanlarında Türk firmaları son yıllarda önemli yatırımlar gerçekleştirdi. Bu nedenle Section 301 kararı yalnızca yüzde 12,5’lik ilave vergi anlamına gelmiyor; aynı zamanda Türkiye’nin küresel tedarik zincirindeki rekabet gücünü de doğrudan etkileyebilecek kritik bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Özellikle Bangladeş, Kamboçya, Endonezya ve Malezya’ya sağlanan tarife kontenjanı avantajı dikkate alındığında, ABD pazarındaki sipariş rekabetinin önümüzdeki dönemde çok daha sert geçmesi bekleniyor.
